Giriş Sayfası Yap
   
 
             
 
 

Bize biraz kendindenden bahseder misin?
7.10.1974 bursa doğumluyum. İlköğrenimden sonra istanbul erkek lisesi'ni ve i.ü. gazetecilik bölümünü bitirdim. Müziğe klavye çalarak başladım,daha sonra 15 yaşındayken gitara geçtim. Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum,ilk şarkımıysa 17. Yaşımda yazdım. Üniversitede okurken bir yandan rock barlarda çalmaya başladım. 2000 senesinde askerliğimi ankara'da yaptım. 2005'te esra candan sağınç'la hayatımı birleştirdim ve 2006 ekim ayında uzun yıllardır beklediğim ilk albümüm “duygusal tuzaklar” tmc etiketiyle piyasaya çıktı.

Albüm çıktığından beri neler yaşadın?
Öncelikle muhteşem bir heyecan yaşadım. Şarkılarıma gelen birbirinden güzel tepkilere kah güldüm, kah ağladım. Sağlıklı ve sindirerek devam eden bir promosyon süreci yaşadık. ”ben hiç sevemem, ”kaygı” ve “yağmur”a klip çektik. İlk ikisi çok sevildi, üçüncü de yakında yayında olacak. Birbirinden keyifli konserler verdik ben ve arkadaşlarım ve mayıs ayıyla
Birlikte yine yollarda olmayı planlıyoruz…

Bertuğ 24 saatini nasıl geçirir?
Bertuğ güne kahveyle başlar ve genelde geceleri oturmayı sevdiği için geç kalkar. Eğer o gün konser-canlı yayın ya da prova vs. Gibi işler yoksa  internette vakit geçirmeyi sever. Evdeki mini stüdyosunda halihazırda kaydetmediği şarkılarla uğraşmaya bayılır. Eşiyle ve eviyle ilgilenir. Yakın dostlarıyla vakit geçirmeyi sever ve en fazla haftada bir kere akşam dışarı çıkar. Arkadaşlarının canlı performans yaptığı mekanları tercih eder. Tmc kurmaylarıyla fakir alışverişinde bulunmak için tmc'ye uğramayı ihmal etmez. Mümkün olduğunca da dvd seyreder, nadiren de kitap okur. Bunların dışında kalan vaktiniyse müzik dinleyerek ve gitar çalarak geçirir.

“Duygusal tuzaklar” albümünün bir hikayesi var mı?
Hem de çok uzun, 15 yıllık bir hikayesi var aslında. Ama yakın geçmişe bakarsak, bu albümün altyapıları 2002'de kaydedilmeye başlanmış, son haline ise 2006 mayıs ayında gelmiştir. Bu yılları beraber geçirdiğim tüm arkadaşlarımın inanılmaz emeği var albümde…

Albümünüzdeki şarkılarınızda serzeniş var hayatınızda yaşadığınız olaylar buna etken mi?
Benim tüm şarkılarım kendi hayatımdan yola çıkar. Şarkılarımdaki serzeniş te, yıllar içersinde yarı hızda atmak zorunda kalmak zorunda kalan yüreğimden  kaynaklanıyor sanıyorum…

“Soran kalmadı” adlı şarkınızda bir hesap sorma haykırış havası var dünya bu kadar kötü mü?
“Soran kalmadı” da,dünyada ve memlekette olumsuz giden şeylere kayıtsız kalınmasına bir isyan var, ayrıca bıkkınlık ve çaresizliğimi de vurgulamaya çalıştım. Dünya ne kadar kötü bilemem, ama iyiye gitmediği kesin.

Yapmak istediğin ama yapamadığın, umutsuzluğa düştüğün anlar oldu mu?
Çok oldu, malum benim albümüm tam bir yılan hikayesi. Bu konuda çok hırs yapmadığım ve oluruna bıraktığım için çok uzun bir süreç geçirmek durumunda kaldım album öncesi. Bir çok iniş çıkışım oldu, tamamlanıp çıkmamış bir albümüm dahi var. Her zaman müziğe sarılarak ve hiç ışık yokken bile körü körüne inanmaya devam ederek o zamanları atlattım.

Avrupa ve Amerikayı geriden takip eden bir müzik yapımız var (önce pop sonra rock şimdide r&b) bunu nasıl yorumluyorsunuz? Çok mu dejenere bir durum, yoksa müzik sektörü için kazanım mı?
Müzik koca bir yelpaze, herşeyin olması lazım tabi, ama insanları dışarıdan devşirme 'sound'larla kandırmamak lazım, piyasaya bakınca bir sürü coldplay, bir sürü audioslave, bir sürü rage against the machine duymak mümkün. En azından rock müzik daha orjinal ürtilmeli diye düşünüyorum. Türkçe r&b yapabilmek içinse jazz, blues ve funk'ı çok iyi özümsemek lazımdır. Pop müzikle uğraşıp, sırf moda diye bu tarzlar sindirilmeden r&b yapılmamalı. Pop müziğin gidişatı için ise bir kaç sayfa yazabilirim, başka zaman inşallah :)…

Örnek aldığın biri var mı?
Jimi hendrix, stevie ray vaughan, sting ve yavuz çetin.

Bertuğ ne seyreder? Mesela arşivinde hangi filmler var?
David lynch, stanley kubrick ve roman polanski favori yönetmenlerim. Mümkün olduğunca son dönem türk sinemasını da takip etmeye çalışıyorum. Son dönemde beste bereket gibi çok başarılı oyuncular da yetişiyor. Favorilerimden bazıları : bitter moon, lost highway, clockwork orange, fight club, tek tek sayamayacağım al pacino ve sean penn filmleri…

Fanlarınıza olan ilişkınız nasıl?
fanlarımla çok yakınız ve bu bana keyif ve güç veren en büyük faktör oldu bugüne kadar. Gerek resmi sitem, gerek fansitem aracılığıyla kendileriyle iletişmek en büyük keyfim. Konserlerden önce ve sonra da onlarla görüşmek büyük zevk. Tek dezavantaj, bertuğ cemil kılınç ve kalkan ekibine yeni katılımlarda yaşanıyor. Herkes kaldıramıyor sevdiği sanatçıyı birden karşısında görmeyi. Alışılmış bir durum olmadığı için samimiyet çok nadir de olsa suistimal ediliyor. Ama bunlar bizim işimizin cilveleri, bunların hayranlarıma oluşturduğumuz empatiyi etkilemesine asla müsade etmiyoruz. Müziğin yarattığı sevgi bağı, herşeyi atlatabilecek güçtedir, her zaman savunurum…

 

 

 

Anasayfa Forum Video Biyografiler  
Röportajlar Konserler Kayıt ol İletişim

Copyright © 2008 Yüksek sadakat Fan Club. Tüm Hakları Saklıdır.